05 Ekim 2026 · Av. Sinan Cem GÖDE

Kısaca: Hizmet tespit davası, sigortasız veya eksik bildirilerek çalıştırılan işçinin gerçek çalışma süresini ve kazancını mahkeme kararıyla SGK kayıtlarına geçirmek için açtığı davadır. 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesine göre dava, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içinde iş mahkemesinde açılmalıdır.

Hizmet tespit davasını simgeleyen sigorta kartı ve büyüteç motifli sade kurumsal görsel
Hizmet tespit davası, sigortasız çalışmanın ispatına yöneliktir.

Sigortasız çalışma, işçinin bugününü olduğu kadar geleceğini de etkiler. Bildirilmeyen her gün, emeklilik için gereken prim gün sayısından ve ileride bağlanacak aylığın tutarından eksilir. Üstelik işçi çoğu zaman bu eksikliği ancak yıllar sonra, e-Devlet üzerinden hizmet dökümüne baktığında fark eder.

Hizmet tespit davası, bu kayıp dönemi geri kazanmanın en kapsamlı hukuki yoludur. Dava, işverenden para almayı değil, çalışmanın sosyal güvenlik kayıtlarına doğru biçimde işlenmesini amaçlar. Sonucu doğrudan emeklilik takvimini etkileyebilir; ancak kanunun öngördüğü beş yıllık süre ve ispat kuralları, davanın erken ve özenle hazırlanmasını gerektirir.

Davanın Yasal Dayanağı

Davanın temel dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesidir. Madde, işverenin bildirim yapmadığı çalışmaların mahkeme kararıyla ispatlanabileceğini öngörür:

“Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.”

5510 sayılı Kanun m.86 — mevzuat.gov.tr

Hükümden de anlaşılacağı üzere davanın amacı, işverenden para almak değildir. Asıl amaç, çalışmanın sosyal güvenlik kayıtlarına doğru biçimde yansıtılmasıdır. İşçinin ücret ve tazminat alacakları ise ayrı bir davanın konusudur.

Hangi Durumlarda Dava Açılır?

Dava en çok tamamen sigortasız çalışma hâlinde gündeme gelir. Bununla birlikte kısmi bildirimler de davanın konusu olabilir. Uygulamada karşılaşılan başlıca durumlar şunlardır:

DurumÖrnekAçılacak dava
Hiç bildirim yapılmamış çalışmaİşe girişi yapılmadan aylarca çalıştırılmaHizmet tespiti
Başlangıç tarihinin geç gösterilmesiGerçek başlangıç Mart, bildirim HaziranHizmet tespiti
Eksik gün bildirimiAyda 30 gün çalışıp 15 gün bildirilmesiHizmet tespiti
Ücretin düşük gösterilmesiGerçek ücret yerine asgari ücret bildirilmesiPrime esas kazanç (ücret) tespiti

Ücretin eksik bildirilmesi, gün sayısını değil prime esas kazancı etkiler. Bu nedenle bu durumda talep, hizmet süresinin yanında veya ondan bağımsız olarak prime esas kazancın tespitine yöneltilir. Bordroda gösterilen ücretin gerçeği yansıtmaması hâlinde neler yapılabileceğini maaş bordrosuna ihtirazi kayıt yazımızda anlattık.

Prime esas kazancın tespiti

İşçinin gerçek ücreti yerine daha düşük bir tutar bildirilmişse gün sayısı tam görünse bile işçi zarar görür. Bu durumda ileride bağlanacak yaşlılık aylığı, düşük bildirilen kazanç üzerinden hesaplanır. İşçi, gerçek ücretinin kayıtlara yansıtılması için prime esas kazancın tespitini isteyebilir.

Böyle bir talepte ücretin ispatı ayrı bir önem taşır. Banka kayıtları, aynı işi yapan işçilerin ücretleri ve meslek kuruluşlarından alınan emsal ücret bilgileri bu aşamada başvurulan başlıca kaynaklardır.

Dava Süresi: Beş Yıl Kuralı

Kanun, dava için beş yıllık bir süre öngörür. Süre, çalışmanın yapıldığı yılın sonundan başlar. Örneğin 2022 yılında geçen sigortasız bir çalışma için süre 31 Aralık 2022’de işlemeye başlar ve 31 Aralık 2027’de dolar.

Yargıtay’ın yerleşik içtihadı bu süreyi hak düşürücü süre olarak kabul eder. Hak düşürücü süre, zamanaşımından farklı olarak hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Dolayısıyla işveren itiraz etmese bile süre geçmişse dava reddedilir.

Sürenin işlemediği durumlar

İçtihatta bu kuralın önemli bir istisnası kabul edilir. Çalışma Kuruma herhangi bir şekilde bildirilmişse, örneğin işe giriş bildirgesi verilmiş ya da o işyerinden birkaç gün bildirim yapılmışsa, hak düşürücü süre uygulanmaz. Bu durumda Kurum, çalışmadan haberdar olmuş sayılır. Aynı şekilde Kurum denetim elemanlarının çalışmayı tespit etmiş olması da sonucu değiştirebilir.

Bu istisna, uygulamada çok sayıda işçinin hakkını korur. Buna rağmen istisnaya güvenmek yerine sürenin en baştan takip edilmesi, en güvenli yoldur.

SGK Denetimi ile Dava Arasındaki Fark

Sigortasız çalışan işçinin aklına ilk gelen yol, çoğu zaman Sosyal Güvenlik Kurumu’na şikâyette bulunmaktır. Bu yol faydalı olabilir; ancak sınırları vardır. Kanuna göre Kurum denetim elemanlarının işyerinde yaptığı tespitlerde, bildirilmeyen çalışmanın en fazla tespit tarihinden geriye doğru bir yıllık kısmı dikkate alınır.

Dolayısıyla bir yıldan uzun süren sigortasız çalışmalarda denetim yolu, işçinin bütün hizmetini kayıtlara geçirmeye yetmeyebilir. Bir yılı aşan dönem için mahkeme kararı gerekir. Bu nedenle uygulamada iki yol çoğu zaman birlikte değerlendirilir: denetim, işyerindeki durumun belgelenmesini sağlar; dava ise geçmiş dönemin tamamını kapsar.

Görevli Mahkeme ve Dava Şartları

Dava iş mahkemesinde açılır. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Dava işverene karşı açılır; Sosyal Güvenlik Kurumu ise uygulamada davaya dahil edilir ve yargılamaya katılır.

Zorunlu arabuluculuk kuralı, işçi ve işveren arasındaki alacak ve tazminat davaları ile işe iade davalarını kapsar. Hizmet tespiti talebi bu sayım içinde yer almadığından, uygulamada arabulucuya başvurulmadan açılabildiği kabul edilir. Arabuluculuk kapsamındaki davalar için iş hukukunda zorunlu arabuluculuk yazımıza göz atabilirsiniz.

Hangi Delillerle İspat Edilir?

Sigortasız çalışmanın en belirgin özelliği, yazılı delilin az olmasıdır. Bu yüzden hizmet tespit davalarında delil yelpazesi geniş tutulur. Mahkeme, kamu düzenine ilişkin bu davalarda delilleri kendiliğinden de araştırır.

Başlıca delil türleri şunlardır:

Tanık beyanları bu davalarda özel bir önem taşır. Yargıtay, özellikle kayıtları bulunan dönem bordro tanıklarının beyanlarına ağırlık verir. Yalnızca davacıyla yakınlığı bulunan kişilerin beyanları ise tek başına yeterli görülmeyebilir.

Delillerin önceden hazırlanması

Dava açılmadan önce delillerin bir listesinin çıkarılması, yargılamayı önemli ölçüde hızlandırır. İşçi, aynı dönemde birlikte çalıştığı kişilerin adlarını ve mümkünse iletişim bilgilerini not etmelidir. Komşu işyerlerinin unvanları ve çalışma saatleri de tanık araştırmasında yol gösterir.

Telefonda saklanan eski mesajlar, işyerinde çekilmiş fotoğraflar ve banka hareketleri de zamanla kaybolabilir. Bu nedenle bu kayıtların erken bir tarihte yedeklenmesi ve düzenli bir dosyada toplanması yararlıdır.

Kurgusal Bir Örnek

Aşağıdaki örnek tamamen kurgusaldır.

Bir işçi, bir restoranda 1 Ocak 2024’te çalışmaya başlamış; ancak işe giriş bildirimi 1 Temmuz 2024’te yapılmış olsun. İşçi, ilk altı aylık çalışmasının kayıtlara geçmediğini 2026 yılında fark eder.

KonuDeğerlendirme
Bildirilmeyen dönem1 Ocak – 30 Haziran 2024
Bildirilmeyen gün sayısıYaklaşık 180 gün
Beş yıllık sürenin başlangıcı31 Aralık 2024
Beş yıllık sürenin sonu31 Aralık 2029
Kuruma bildirim var mı?Evet, aynı işyerinden Temmuz 2024’te

Bu örnekte süre henüz dolmamıştır. Üstelik işçi aynı işyerinden bildirilmiş olduğu için içtihattaki istisna da gündeme gelebilir. Dava kabul edilirse yaklaşık 180 günlük çalışma, işçinin prim gün sayısına eklenir.

Dava Sonucunda Neler Değişir?

Mahkemenin kabul kararı kesinleştiğinde karar, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilir. Kurum, kararda belirtilen gün sayısını ve kazancı işçinin kayıtlarına işler. Bu kayıtlar emeklilik, sağlık hizmetleri ve diğer sosyal güvenlik hakları bakımından geçerli hâle gelir.

Karar, işverene de yükümlülük getirir. Kurum, ödenmemiş primleri ve bunlara bağlı gecikme zamlarını işverenden talep eder. İşçi ise bu primlerden sorumlu tutulmaz.

Sigortasız çalıştırılma ayrıca işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkânı verebilir. Bu durumda işçinin kıdem tazminatı hakkı korunur. Kıdem tazminatının hesaplanmasına ilişkin ayrıntılar için kıdem tazminatı hesaplama yazımıza bakabilirsiniz.

Emeklilik hesabına etkisi

Tespit edilen günler, işçinin toplam prim gün sayısına eklenir. Çalışma, işçinin ilk sigortalı olduğu tarihten önceki bir döneme ilişkinse sigortalılık başlangıç tarihi de öne çekilebilir. Sigortalılık başlangıcı, emeklilik için aranan yaş ve süre koşullarını belirleyen temel veriler arasında yer aldığından bu sonuç özellikle önemlidir.

Bu nedenle ilk iş deneyimlerini sigortasız geçiren kişiler için dava, yalnızca birkaç yüz günlük bir kazanç değil, emeklilik takviminde doğrudan bir değişiklik anlamına gelebilir. Emeklilik ve kıdem tazminatı arasındaki ilişki için EYT kıdem tazminatı şartları yazımıza da göz atabilirsiniz.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Üç Hata

1. Süreyi kaçırmak. Pek çok işçi, hizmet dökümünü emeklilik yaşına yaklaşınca kontrol eder. Bu noktada beş yıllık süre çoğu zaman dolmuş olur. Hizmet dökümünün düzenli aralıklarla e-Devlet üzerinden kontrol edilmesi bu riski ortadan kaldırır.

2. Yalnızca yakın çevreyi tanık göstermek. Aile bireylerinin veya yakın arkadaşların beyanı, tek başına güçlü bir delil sayılmaz. Aynı dönemde kayıtlı çalışan işçilerin ve komşu işyeri çalışanlarının tanıklığı çok daha etkilidir.

3. Alacak davasıyla karıştırmak. Tespit davası, işçinin ücret veya tazminat alacağını kendiliğinden doğurmaz. Bu alacaklar için ayrıca talepte bulunulması ve zorunlu arabuluculuk sürecinin izlenmesi gerekir.

Yargı Kararlarının Yaklaşımı

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre hizmet tespit davaları kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle hâkim, tarafların gösterdiği delillerle yetinmez ve gerçeği kendiliğinden araştırır. İşyeri kayıtlarının, SGK dosyasının ve bordro tanıklarının getirtilmesi bu araştırmanın olağan adımlarıdır.

İçtihatta çalışmanın “gerçek ve fiilî” olması aranır. Kâğıt üzerinde yapılan, gerçek bir iş ilişkisine dayanmayan bildirimler korunmaz. Aynı şekilde işçinin gerçekten çalıştığı ispatlanırsa işverenin kayıtlarındaki eksiklik, işçinin aleyhine yorumlanmaz.

Yargıtay ayrıca tarafların anlaşmasını bu davalarda sınırlı etkili görür. İşçi ile işverenin sulh olması ya da işverenin davayı kabul etmesi, tek başına yeterli sayılmaz. Mahkeme, çalışmanın varlığını yine de delillerle doğrulamak zorundadır.

Sonuç

Hizmet tespit davası, sigortasız veya eksik bildirilen çalışmanın sosyal güvenlik kayıtlarına geçirilmesini sağlayan en kapsamlı yoldur. Beş yıllık hak düşürücü süre, doğru tanıkların belirlenmesi ve işyeri kayıtlarının toplanması, bir hizmet tespit davasının sonucunu doğrudan etkiler. Bu tür uyuşmazlıklarda bir avukattan hukuki destek alınması önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sigortasız çalıştığımı nasıl öğrenebilirim?

e-Devlet üzerinden alınan SGK hizmet dökümü, hangi işyerinden hangi aylarda kaç gün bildirildiğinizi gösterir. Çalıştığınız dönemle bu kayıtları karşılaştırarak eksik bildirimleri tespit edebilirsiniz. Dökümün yılda en az bir kez kontrol edilmesi, olası eksikliklerin süre dolmadan fark edilmesini sağlar. Ücretin doğru bildirilip bildirilmediği de aynı dökümden görülebilir.

Dava açmak için süre ne kadardır?

Dava, çalışmanın geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılmalıdır. Yargıtay bu süreyi hak düşürücü süre kabul eder ve hâkim bunu kendiliğinden dikkate alır. Ancak çalışma Kuruma herhangi bir şekilde bildirilmişse, örneğin işe giriş bildirgesi verilmişse, içtihatta bu sürenin uygulanmadığı kabul edilmektedir.

Bu dava için arabulucuya gitmek gerekir mi?

Zorunlu arabuluculuk; işçi ve işveren alacakları, tazminatlar ve işe iade talepleri için öngörülmüştür. Hizmet tespiti talebi bu sayımda yer almadığından uygulamada arabulucuya başvurulmadan açılabildiği kabul edilir. Aynı olaydan doğan ücret veya tazminat alacakları için ise arabuluculuk şartı geçerlidir. Bu alacaklar için önce arabuluculuk bürosuna başvurulmalıdır.

Hangi tanıklar davada daha etkilidir?

Aynı dönemde aynı işyerinde kayıtlı olarak çalışmış işçilerin beyanları en etkili tanıklıklar arasındadır. Komşu işyerlerinin sahipleri ve çalışanları da çalışmayı dışarıdan gözlemlemiş olmaları nedeniyle önem taşır. Yalnızca aile bireylerinin veya yakın arkadaşların beyanı ise tek başına yeterli görülmeyebilir; bu beyanlar başka delillerle desteklenmelidir.

Dava kazanılırsa primleri kim öder?

Mahkeme kararıyla tespit edilen çalışmaya ait primler, işverenden talep edilir. Kurum, ödenmemiş primleri gecikme zamlarıyla birlikte işverenden tahsil eder. İşçi bu primlerden sorumlu tutulmaz. Tespit edilen günler ise kararın Kuruma bildirilmesiyle işçinin hizmet kayıtlarına işlenir ve emeklilik hesabında dikkate alınır.

Av. Sinan Cem GÖDE
Av. Sinan Cem GÖDE

Av. Sinan Cem Göde, Ankara’da yaşayan ve aktif olarak çalışan bir avukat olarak; Vergi Hukuku, İş Hukuku ve Ceza Hukuku başta olmak üzere geniş bir yelpazede hukuki hizmet vermektedir. Danışmanlık, dava takibi, sözleşme hazırlama ve uyuşmazlık çözümü konularında müvekkillerine etkili çözümler sunmaktadır. → Daha fazlası

Bunu beğen:

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için iletişime geçebilirsiniz.