01 Ekim 2026 · Av. Sinan Cem GÖDE

Kısaca: İş hukukunda zorunlu arabuluculuk, işçi ve işveren alacakları, tazminatlar ve işe iade talepleri için dava açmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu kılan sistemdir. 7036 sayılı Kanun’a göre bu başvuru dava şartıdır. Arabulucu süreci kural olarak üç hafta içinde tamamlar ve bu sırada zamanaşımı durur.

İş hukukunda zorunlu arabuluculuğu simgeleyen masa ve uzlaşma motifli sade kurumsal görsel
İş davalarında arabuluculuk çoğu uyuşmazlıkta dava şartıdır.

İşten ayrılan bir işçinin kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ya da işe iade talebi için doğrudan mahkemeye gitmesi artık mümkün değildir. Önce arabuluculuk bürosuna başvurmak, taraflarla görüşmek ve bir son tutanak elde etmek gerekir. İş hukukunda zorunlu arabuluculuk, 2018 yılından bu yana iş uyuşmazlıklarının ilk durağı hâline gelmiştir.

Sistem, uyuşmazlığın mahkemeye taşınmadan önce taraflar arasında çözülmesini hedefler. Başvuru belirli bir büroya yapılır, arabulucu kısa bir süre içinde görüşmeleri tamamlar ve süreç boyunca zamanaşımı işlemez. Buna karşılık ilk toplantıya katılmamanın ve anlaşma metninin dikkatsiz imzalanmasının sonuçları oldukça ağırdır; bu yüzden sürecin kurallarını baştan bilmek önem taşır.

Zorunlu Arabuluculuğun Yasal Dayanağı

Sistemin dayanağı, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesidir. Madde, arabuluculuğu isteğe bağlı bir yöntem olarak değil, davanın açılabilmesi için yerine getirilmesi gereken bir şart olarak düzenler:

“Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.”

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 — mevzuat.gov.tr

2023 yılında yapılan değişiklikle kapsam genişletilmiştir. Artık bu alacak ve tazminatlarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları için de önce arabulucuya başvurmak gerekir. Dolayısıyla işçi alacağını icra takibiyle istemiş olsa bile, takibe itiraz üzerine açılacak dava da aynı şarta bağlıdır.

Hangi Uyuşmazlıklar Kapsama Girer?

Kural, işçi ile işveren arasındaki para alacakları ve işe iade talepleridir. Bununla birlikte bazı dava türleri açıkça kapsam dışında bırakılmıştır.

TalepArabuluculuk zorunlu mu?
Kıdem ve ihbar tazminatıEvet
Ücret, fazla mesai, yıllık izin ve genel tatil alacaklarıEvet
İşe iade talebiEvet
Alacakla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarıEvet
İş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminatHayır
İş kazası ve meslek hastalığına ilişkin tespit, itiraz ve rücu davalarıHayır

Tablodaki ayrım önemlidir; çünkü iş kazası davalarında süreç farklı işler. Bu davalarda arabuluculuk şartı aranmaz ve doğrudan dava açılabilir. İş kazası tazminatına ilişkin ayrıntılar için iş kazası tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.

Başvuru Nereye ve Nasıl Yapılır?

Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki ya da işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne başvurulur. Karşı taraf birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri yeterlidir.

Başvuran kişi, kendi iletişim bilgilerini ve biliyorsa karşı tarafın bilgilerini büroya bildirir. Büro, resmî kayıtlardan iletişim bilgilerini araştırma yetkisine de sahiptir. Arabulucu, büronun listesinden belirlenir; ancak taraflar listedeki bir arabulucu üzerinde anlaşırsa o kişi görevlendirilir.

Başvuruda hazırlanması yararlı belgeler

Kanun başvuru için belirli bir belge listesi öngörmez. Yine de görüşmelerin verimli geçmesi için bazı belgelerin önceden hazırlanması faydalıdır:

Süreler: Üç Hafta Kuralı ve Zamanaşımı

Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırmak zorundadır. Zorunlu hâllerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Böylece süreç kural olarak en geç dört haftada tamamlanır. Uygulamada birçok dosya, tarafların ilk toplantıda tutumlarını netleştirmesiyle çok daha kısa sürede kapanır. Buna karşılık karmaşık alacak hesaplarının bulunduğu dosyalarda uzatma süresine sıkça başvurulur.

Başvurunun belki de en önemli sonucu zamanaşımına ilişkindir. Kanuna göre arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Başka bir deyişle arabuluculukta geçen süre, işçinin dava açma süresinden yemez.

İşe iade taleplerinde ise özel süreler uygulanır. Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak gerekir. Anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılabilir. İşe iade sonrası süreçle ilgili işe başlatmama tazminatı yazımız ek bilgi sunuyor.

Yetkisiz büroya başvuru

Başvurunun yanlış yere yapılması süreci sona erdirmez; ancak gecikmeye yol açabilir. Arabulucu, büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden inceleyemez. Karşı taraf ise en geç ilk toplantıda, yerleşim yerini ve işin yapıldığı yeri gösteren belgelerle yetkiye itiraz edebilir.

Bu durumda dosya sulh hukuk mahkemesine gönderilir ve mahkeme yetkili büroyu kesin olarak belirler. İtiraz kabul edilirse kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde ilk başvuru tarihi korunur; böylece işçi, yanlış büroya başvurduğu için süre kaybına uğramaz.

Görüşmelere Kimler Katılabilir?

Taraflar görüşmelere bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir. İşveren şirketse, yazılı belgeyle yetkilendirdiği bir çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. Bu imkân, özellikle çok sayıda uyuşmazlığı bulunan işverenler için süreci kolaylaştırır.

Görüşmeler, taraflar aksini kararlaştırmadıkça arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı olduğu adalet komisyonunun yetki alanında yapılır. Kanun ayrıca gazetecileri ve gemi adamlarını da bu madde bakımından işçi saymıştır. Dolayısıyla Basın İş Kanunu ve Deniz İş Kanunu’na tabi çalışanlar da aynı sisteme dahildir.

Arabuluculuk Ücreti Kim Tarafından Ödenir?

Ücret konusu, sürecin nasıl sona erdiğine göre değişir. Taraflar anlaşırsa arabuluculuk ücreti, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit olarak karşılanır. Bu ücret, tarifede belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz.

Anlaşma sağlanamazsa ya da taraflara ulaşılamazsa iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saati aşan görüşmelerde ise aşan kısım, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Her durumda ödenen arabuluculuk ücreti, sonradan açılacak davada yargılama giderlerinden sayılır; dolayısıyla davayı kaybeden taraf bu gideri de üstlenebilir.

İlk Toplantıya Katılmamanın Sonuçları

Kanun, taraflardan birinin geçerli mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmamasını ağır bir yaptırıma bağlar. Toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf, sonradan açılan davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemesi gereken yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.

2024 yılında yapılan değişiklikle ek bir sonuç daha öngörülmüştür. Toplantıya katılmayan taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki taraf da ilk toplantıya katılmazsa yargılama giderleri tarafların kendi üzerinde bırakılır.

Anlaşma ve Anlaşmama Hâlinde Ne Olur?

Görüşmeler sonunda taraflar anlaşırsa üzerinde anlaşılan konular için artık dava açılamaz. Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Dolayısıyla ödeme yapılmazsa anlaşma belgesiyle doğrudan icra takibi başlatılabilir.

İşe iade anlaşmalarında zorunlu unsurlar

İşe iade talebiyle yürütülen görüşmelerde kanun, anlaşmanın içeriğini ayrıca düzenler. İş Kanunu’nun 21. maddesine göre taraflar işçinin işe başlatılması konusunda anlaşırsa üç hususu mutlaka belirlemek zorundadır: işe başlatma tarihi, boşta geçen süre için ödenecek ücret ve diğer hakların parasal miktarı ve işçi işe başlatılmazsa ödenecek tazminatın parasal miktarı.

Bu unsurlardan biri eksikse anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. Öte yandan işçi kararlaştırılan tarihte işe başlamazsa fesih geçerli hâle gelir. Bu nedenle işe dönüş tarihi, işçinin gerçekten uyabileceği bir tarih olarak belirlenmelidir.

Anlaşma sağlanamazsa arabulucu son tutanağı düzenler. Dava açacak taraf, bu tutanağın aslını veya onaylı bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Tutanak eklenmezse mahkeme bir haftalık kesin süre verir; süre içinde sunulmazsa dava usulden reddedilir.

Kurgusal Bir Örnek

Aşağıdaki örnek tamamen kurgusaldır.

Bir işçinin iş sözleşmesi 1 Mart’ta işveren tarafından feshedilmiş ve kıdem tazminatı ödenmemiş olsun. İşçi 10 Mart’ta arabuluculuk bürosuna başvurur. Arabulucu 12 Mart’ta görevlendirilir ve 30 Mart’ta anlaşma sağlanamadığına ilişkin son tutanağı düzenler.

TarihOlaySonuç
1 MartFesihKıdem tazminatı muaccel olur
10 MartBüroya başvuruZamanaşımı durur
12 MartArabulucunun görevlendirilmesiÜç haftalık süre başlar
30 MartSon tutanakZamanaşımı yeniden işler

Bu örnekte 10 Mart ile 30 Mart arasındaki 20 gün, beş yıllık zamanaşımı süresine eklenir. İşçi, son tutanağı dava dilekçesine ekleyerek iş mahkemesinde dava açabilir.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Üç Hata

1. Arabulucuya gitmeden dava açmak. Bu durumda mahkeme hiçbir işlem yapmadan davayı dava şartı yokluğundan reddeder. Ret kararı, yargılama giderleri ve karşı taraf vekâlet ücreti bakımından da olumsuz sonuç doğurabilir.

2. İlk toplantıyı önemsememek. Toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, davayı kazansa bile yargılama giderlerinin yarısını üstlenir. Bu yüzden katılım mümkün değilse yetkili bir temsilci gönderilmesi yerinde olur.

3. Anlaşma metnini dikkatsiz imzalamak. Anlaşma sağlanan konular için sonradan dava açılamaz. Metinde yer almayan alacakların açıkça saklı tutulup tutulmadığı imzadan önce kontrol edilmelidir.

Yargı Kararlarının Yaklaşımı

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre arabulucuya başvuru, mahkemenin kendiliğinden gözetmesi gereken bir dava şartıdır. Taraflar bu şartın yokluğunu ileri sürmese bile hâkim durumu resen dikkate alır.

İçtihatta arabuluculuk başvurusu ile dava konusunun örtüşmesi de aranır. Arabuluculukta hiç gündeme getirilmeyen bir alacak için doğrudan dava açılması, o alacak bakımından dava şartının yerine getirilmediği sonucunu doğurabilir. Bu nedenle başvuruda talep edilen alacak kalemlerinin eksiksiz belirtilmesi önem taşır.

Yargıtay, anlaşma belgelerinin yorumunda da tarafların gerçek iradesini esas alır. Açık ve ayrıntılı düzenlenmiş bir belge, sonradan çıkabilecek tartışmaları büyük ölçüde önler. Anlaşma belgesinin ibraname ile benzerlikleri ve farkları için ibraname yazımıza göz atabilirsiniz.

Sonuç

İş hukukunda zorunlu arabuluculuk, iş uyuşmazlıklarının çözümünde atlanamayacak bir aşamadır. Bu aşama aynı zamanda tarafların, dava masrafına ve uzun bir yargılamaya girmeden anlaşma imkânını değerlendirmesini sağlar. Doğru büroya zamanında başvurmak, ilk toplantıya katılmak ve anlaşma metnini dikkatle incelemek, hem süreyi hem de sonucu doğrudan etkiler. Bu tür uyuşmazlıklarda bir avukattan hukuki destek alınması önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Arabulucuya gitmeden iş mahkemesinde dava açabilir miyim?

İşçi ve işveren alacakları, tazminatlar ve işe iade talepleri için hayır. Bu davalarda arabulucuya başvuru dava şartıdır. Başvuru yapılmadan açılan dava, herhangi bir işlem yapılmaksızın usulden reddedilir. İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davaları ise bu kuralın dışında tutulmuştur; bu davalar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir.

Arabuluculuk süreci ne kadar sürer?

Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci tamamlamak zorundadır. Zorunlu hâllerde bu süre arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Taraflara ulaşılamazsa veya taraflar toplantıya katılmazsa süreç daha erken sona erer. Bu durumda arabulucu son tutanağı düzenleyerek büroya bildirir.

Arabuluculuğa başvurmak zamanaşımını etkiler mi?

Evet. Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu nedenle arabuluculukta geçen süre, işçinin dava açma süresinden düşülmez. Son tutanaktan sonra kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. İşe iade taleplerinde ise dava için iki haftalık özel süre uygulanır.

İlk toplantıya katılamazsam ne olur?

Geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf, davayı kazansa bile karşı tarafın ödemesi gereken yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca lehine hükmedilecek vekâlet ücreti de yarıya indirilir. Katılım mümkün değilse yazılı yetki verilmiş bir temsilci göndermek bu riski önemli ölçüde azaltır.

Arabuluculukta varılan anlaşma bağlayıcı mıdır?

Evet. Anlaşılan konular hakkında taraflar sonradan dava açamaz. Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğindedir. Ödeme yapılmazsa bu belgeyle doğrudan icra takibi başlatılabilir. Bu yüzden metin imzadan önce dikkatle okunmalı, saklı tutulan alacaklar açıkça yazılmalıdır.

Av. Sinan Cem GÖDE
Av. Sinan Cem GÖDE

Av. Sinan Cem Göde, Ankara’da yaşayan ve aktif olarak çalışan bir avukat olarak; Vergi Hukuku, İş Hukuku ve Ceza Hukuku başta olmak üzere geniş bir yelpazede hukuki hizmet vermektedir. Danışmanlık, dava takibi, sözleşme hazırlama ve uyuşmazlık çözümü konularında müvekkillerine etkili çözümler sunmaktadır. → Daha fazlası

Bunu beğen:

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için iletişime geçebilirsiniz.